14 Kasım 2016 Pazartesi

Bu Parayla Malezya'yı Gezdi!

- 14 Günde 165 lira parayla Malezya turu

Evet yaptım. Ama bi sorun nasıl yaptım? Neden yaptım? :P
Nedenine gelirim orası zaten baya bi uzun da önce gezimi ve nasıl yaptığımı anlatayım.


Tam 2 hafta boyunca Kuala Lumpur’dan başlayarak bir çember(valla siz elips de diyebilirsiniz tabi size kalmış) çizecek şekilde Melaka, Johor Bahru, Singapur, Kuala Terangganu, Redang Adası, Kuala Perlis, Langkawi Adası, Penang Adası ve Cameron Highlands’e gidip Kuala Lumpur’a geri döndüm.  

Her gittiğim yerde 1-2 günden daha fazla kalamadım ne yazık ki. Çünkü yetişmem gereken bir okulum vardı. Singapur’da 1 gün geçirdim ki bunun çoğu zaten sınırda sorgu altında geçti. Neyse ki böyle bir tecrübe de yaşamış olduk. :D 



Çoğu zaman oradan oraya koşuşturmaca içerisindeydim ama yine de kötü değildi. Evet yoruldum zaten aksini hayal etmiyordum ama attığım her adım, her gittiğim yeni yer bana güç veriyor gibiydi. 
Yol boyunca yaşadıklarım anlat anlat bitmez. Nerelerde kalmadım, kimler kimler bana yardım etmedi ki. Belki anlatmaya başlasam sabaha kadar sürer. :D 

Ha, ama biraz bahsetmek gerekirse camilerde, mescidlerde, Malezya’lı bir ailenin yanında, çadırda, hayatımda ilk defa couchsurfingten bulduğum tanımadığım insanların evinde kaldım. 
Malezya’nın insanları çok iyi, çok başka. Bir kere gerçekten çok temiz, saf ve yardımseverler. Hele de sizin böyle yolda dolaşan biri olduğunuzu duyunca yardım etmeden duramıyorlar. Çoğu zaman otostoplarım için 15-20 dakikadan daha fazla beklemedim bile. Yardım eden insanlar her zaman zengin, durumu iyi birileri değildi ama kesin bir şey vardı ki gönülleri tahmin edemeyeceğiniz kadar zengindi. 



Ayrıca Türk ve hele de Müslüman olduğunuzu duyunca nasıl sevinip ne kadar yardımcı oluyorlar anlatamam. Çoğu zaman Müslüman olduğum için beni yakın görüp yardımcı oluyorlardı. Hatta bunu açık açık ifade ediyorlardı ancak biraz garip gelmiyordu da değil. Avrupa’da da seyahatler yapmayı planlayan biri olarak ne yani ben şimdi Hristiyan olsam ve yine yardıma muhtaç olsam yardım etmezler miydi ki acaba? Diye içimden geçirmeden edemedim. 

Yoldayken kimi zaman açlıktan midem karnıma yapıştı. Kimi zaman 2 gün boyunca sadece fıstıkla beslendim. Kimi zaman da ziyafet çekercesine yemekler yedim. Bazen aha şimdi yandım dediğim anlarda insanlar beni arabalarına aldı, çantamı taşıdı, karnımı doyurdu, bana otobüs bileti aldı ya da bana evlerini açtı. 
Yola çıkarken hikayelerini okuduğum gezginleri düşünürdüm. Acaba cidden öyle midir bana da olur mu bende öyle insanlara denk gelir miyim demiştim ki öyle de oldu. İnsanlar hiç beni tanımadan hatta kimi zaman ben istemeden bile durup beni arabalarına aldılar. Sırf beni bırakmak için yollarını değiştirdiler.



2 hafta boyunca 1500 km otostopla, 200 km üzerinde yürüyerek, 400 km(belki de daha fazla) kadar da vapurla yol yaptım. Toplamda 35’in üzerinde(bundan daha aşağı olmadığı kesin de belki bundan çok daha fazla. :D) farklı araca otostop çektim. Hayatımda binmediğim belki de binemeyeceğim Mercedeslere jeeplere de bindim, en külüstür arabaya, benzin kamyonuna, motorsiklete de otostop çektim. 

İnsanlar “Dur ya bu saatte seni burada bırakamayız vallahi olmaz.” deyip evlerine davet ettiler. Olmaz yoluma devam etmem gerek yetişmem gereken bir okulum var dediğimde o zaman sana otobüs bileti alıyoruz dediler.

Ben daha önce hiç böyle birini arabaya almadım, sen ilksin diyen birçok insan tanıdım. Onlara hikayelerimi anlattım. Onların hikayelerini dinledim. Onlarca farklı ülkeden, dinden, dilden, ırktan insanla tanıştım. Yeni şeyler öğrendim, yeni şeyler keşfettim hem kendim hem onlar hem de dünya hakkında.

Tropikal Redang adasında ıssız ama muhteşem bir kumsalda 2 gece kamp yaparken ada yerlisi çocuklardan biri gelip korkmuyor musun abi burada bir başına kalmaya dediğinde “Niye korkayım kendim hakkımda yeni bir şey keşfettim. Tropikal bir adada ıssız bir kumsalda 2 gece yalnız başıma kamp yapabileceğimi öğrendim.” Demiştim. 

Sınırlarımı keşfetmeye onları zorlamak için çıkmıştım bu yola. Yolun sadece beni bir yerlere değil kendi içime, benliğime doğru da bir yola çıkarmasını istedim mesela. Koştum, düştüm, yoruldum, acıktım, “Nabıyosun olum salak mısın kafayı mı yedin ne bok işin var burda?” dedim mesela bazen kendime. Ama her gittiğim yeni yerde yeni şeyler öğrendim, yeni yerler keşfettim. Onlarca güzelliğe tanık oldum ya hah işte o zaman göğsüm genişledi, göğsüm ferahladı. Ne kadar doğru bir yolda olduğumu o zaman anladım işte. 

Tek başıma binlerce yıllık tropikal ormanlara daldım. Trekking yaptım, çamurlara battım. Dünyanın en saf sularından içtim. Nehirlerde, şelalelerde yıkandım, yüzdüm. Hayatımda ilk defa okyanusta yüzdüm mesela. (Çok da yüzme bilmem aslında cıbıl cıbıl bişiler yaptım işte :P :D ) Çadırıma doğru yürüyen iguanalara selam çaktım. (Allahtan iguanaları kovalayan yılanlara falan denk gelmedim. Yoksa o an oracıkta verebilirdim canımı.  :D ) 

Hiç tanımadığım bilmediğim hadi onu geçtim beni hiç tanımayan bilmeyen insanlar beni arabalarına, evlerine aldı. Bazen para veren bile oldu. Kimseden para istemedim tabiki de. Ama insanlar hep şunu söylüyordu. “Vay canına… Bu yaptığın çok cesurca, ben olsam asla yapamazdım ve sana destek olmak istiyorum.” El sıkışırken avcun arasına sıkıştırılan paralar, yok valla olmaz deyip geri verişim. Parayı koltuğun üzerine bırakışım. Bileğimden tutulup adeta kurbanlık anlaşması yapılırcasına el sıkışmalar. La olum al şu parayı sen demeler. Güzel, komik, unutulmaz, halen hatırladıkça gözümü dolduran hatıralar…

Daha yazılacak, anlatılacak o kadar çok şey var ki devam edersem sonu gelmeyecek. Zaman içerisinde parça parça daha detaylı hikayelerimi de paylaşırım inşallah. 

- Peki ya neden?

Siz hiç hayatınız size ait değilmiş gibi hissetiniz mi? Hah, işte ben onun kenarından çok döndüm. Ama hiç bütünüyle öyle hissetmedim. Çünkü izin vermedim. Ailem, çevrem, insanlar, sistem hep beni bir yerlere sürüklemeye çalışsa da ben hep burnunun dikine giden çocuk oldum. Öyle olmayı sevdim. Sevdim çünkü öyle oldukça mutlu oluyordum. Kafamın estiğine göre yaşamak değildi benimki kafamın estiği yönü kendim belirlememdi sadece. 22 yaşıma kadar hiç başkaları istedi diye bir şey yapmadım. Sadece kendim istediğim, içime sindiği için yaptım. Bazı şeyleri kafama koydum mesela. Yapıcam ulan dedim seni, başarıcam. Hiç bırakmadım peşini. Başardım. Koştum, yoruldum ama yine de asla bırakmadım. Dünya ne yazık ki size yapamazsın diyen insanların etrafında dönüyor. HAYIR, YALAN! Dünyanın kimsenin etrafında döndüğü yok. Sadece hayatlarımız başkalarının yönlendirmeleri etrafında dönüyor. O zinciri kırdığında, o rüyadan uyandığında, kendin olmayı başardığında bak nasıl da her şey senin dilediğin gibi olacak. Amacım Pollyannacılık oynamak, saçma salak kişisel gelişim klişelerinden savurmak değil. Sistem eleştirişi yapmak aman gelin hadi dünyayı baştan kuralım, aman da çiçekler açsın, çocuklar ağlamasın falan hiç değil! Çünkü hepimiz kendi kararlarımızı almaya başlayıp sadece benliğimiz için değil dünya için de bir şeyler başlayana kadar hiçbir şey değişmeyecek. 

Şimdi belki ne alaka diyorsunuz…

Şu yaşıma kadar hiç kimseye ama hiç kimseye en yakınlarıma bile eyvallahım olmadı. Kimseye kul, köle olarak yaşayayım istemedim mesela. Ne bileyim evim, arabam olsun paradan boğulayım falan istemedim mesela. Ben yine ben olayım, kendi bildiğim gibi yaşayım, ne bileyim çok param olmasın, limon satayım ama kimseye boyun eğmeyeyim istedim mesela. Bu maceranın bununla ne mi alakası vardı? Çünkü artık biliyorum ki harcayacak param, yiyecek yemeğim, kalacak yerim olmasa da ben yine bir şekilde zorlukların üstünden gelebilirim. Üşenmeden, gocunmadan ormanın orta yerindeki bir mescidde buz gibi bir havada 2 gece kalabileceğimi, bir çadırın içinde 2 gün boyunca sadece fıstık yiyerek gayette güzel ve mutlu yaşayabileceğimi biliyorum.

Hayatınız gerçekten sizin olana ve sınırlarınızı keşfedene kadar kim olduğunuzu asla ama üzgünüm asla bilemeyeceksiniz… 

- Ne kadar harcadım? 

Amacım felsefe yapmak değildi ama yazmaya başlayınca bazen duramıyor işte insan. :D 

Şimdi efendim yolda bana yardım eden insanlar bu işi çok karıştırdılar. :P Ama sırayla başlamak gerekirse ben yola sadece 550 Ringgit(415 TL) ile çıktım. Bunun zaten 200 ringgiti 3 adaya giderken kullanacağım vapur parasıydı. Geri kalan 200 ringgitte 2 hafta boyunca elimde olan tüm paraydı. Ha artı bir 150 RM vardı ki bunu da Singapur’a gideceğim ve oradaki para birimi değer olarak çok farklı olduğu için ayırmıştım.

Ancaaak yolda şöyle güzel şeyler oldu mesela. Daha önceden Türkiye’de tanışmış olduğum Malezya’lı sevgili arkadaşım Syafuad’ı Johor’da ziyaret ederken kendisi bana çok bonkör bir yardımda bulundu. Seyahatimi desteklemek istediğini belirterek bana bir 200 RM de kendisi verdi. 

Daha sonra Singapur’a giderken nolur nolmaz deyip arkadaşımdan gelen paradan bir 50 RM daha ekleyip toplam 200 RM bozdurup 64 Singapur doları aldım. Singapurda sadece yemek, şehir içi ulaşım ve çantamı emanete bıraktığım yere 22 dolar ödedim. Geri kalan parayı dönüşte bozdurdum ancak kullanmadım tabi ki. :) Çünkü bu seyahati yapmamın sebeplerinden biri de önümüzdeki dönemde Erasmus sonunda kuzey Avrupa’ya yapacağım turda sahip olduğum az parayla ne kadar çok dayanabilirim sorusunun cevabını bulmaktı. :D 

Singapurun ardından Malezya’da 198 RM vapurlar ve 290 RM’de tüm gezdiğim, yediğim, içtiğim yerlere ödedim. Ayrıca evinde bir gece kaldığım aile otobüslerde yer olmayınca bana bilet alamadık bari şunu kabul et, yemek falan yersin deyip bir 50 RM verdi. Aynı gün içerisinde arabasına bindiğim bir başka abi arabasından inip el sıkışırken bir 50 rm daha verdi. Bu verilen paralar sadece benim arada bir de olsa iyi bir yemek yememe, bir gün motelde kalmama imkân vermişti. Ha ayrıca Langkawi’deki 50 RM’lik skybridge’e gönül rahatlığıyla girebilmiştim böylece.

Gezim boyunca sadece 1 gün hostelde kaldım. O da biraz hastaydım başka bir çarem yoktu. Bir diğerinde de bir bakmışım motel sahibi bir adamla motelinin önündeyim. Türk ve Müslüman olduğumu duyunca da özel bir indirim yaptı. 13 saatlik uzun ve yorucu bir otostopun ardından iyi olabileceğini düşünerek orada kaldım bende. :D 

Gezim için toplam 550 RM olarak planladığım bütçem 850 RM’e ulaşmıştı. Singapur, Malezya tüm harcamaları (vapur dahil) hesapladığımda bu paradan 560 RM(425 TL) harcadım. Peki bu harcadığım paradan hepsi benim cebimden mi çıktı tabi hayır. :D 
Zaten Johor’da arkadaşımın vermiş olduğu parayla harcamayı planladığım paranın bir kısmını kurtarmıştım. Yolculuk boyunca yine başkalarından aldığım paraya zorda kalmadıkça dokunmamaya çalıştım. Finalde bu yolculuk için kendi cebimden harcadığım para sadece 220 RM(165 TL) idi. 

Geri kalan parayı da gelecek seyahatlerimde kullanmak üzere almayı planladığım aksiyon kamerasını almak için sakladım. :)

Şimdi belki soracaksınız neden bu kadar zorladın peki kendini diye? Zaten yukarıda da biraz açıkladığımı düşünüyorum ama kısa bir özet geçmek gerekirse şunu da eklemem gerek. Şu anda Malezya’da Exchange öğrencisiyim ve buraya bursla geldim. Önümüzdeki dönemde erasmusla Hollanda’ya gideceğim. Her ikisi için de burs kazandım ancak halen para benim için çok kritik. Ne kadar tasarruf edebilirsem o kadar iyi. 

Sanırım hepsi bu kadarcık. 
Disqus Yorumları Yükle

0 yorum