14 Kasım 2016 Pazartesi

Bu Parayla Malezya'yı Gezdi!

- 14 Günde 165 lira parayla Malezya turu

Evet yaptım. Ama bi sorun nasıl yaptım? Neden yaptım? :P
Nedenine gelirim orası zaten baya bi uzun da önce gezimi ve nasıl yaptığımı anlatayım.


Tam 2 hafta boyunca Kuala Lumpur’dan başlayarak bir çember(valla siz elips de diyebilirsiniz tabi size kalmış) çizecek şekilde Melaka, Johor Bahru, Singapur, Kuala Terangganu, Redang Adası, Kuala Perlis, Langkawi Adası, Penang Adası ve Cameron Highlands’e gidip Kuala Lumpur’a geri döndüm.  

Her gittiğim yerde 1-2 günden daha fazla kalamadım ne yazık ki. Çünkü yetişmem gereken bir okulum vardı. Singapur’da 1 gün geçirdim ki bunun çoğu zaten sınırda sorgu altında geçti. Neyse ki böyle bir tecrübe de yaşamış olduk. :D 



Çoğu zaman oradan oraya koşuşturmaca içerisindeydim ama yine de kötü değildi. Evet yoruldum zaten aksini hayal etmiyordum ama attığım her adım, her gittiğim yeni yer bana güç veriyor gibiydi. 
Yol boyunca yaşadıklarım anlat anlat bitmez. Nerelerde kalmadım, kimler kimler bana yardım etmedi ki. Belki anlatmaya başlasam sabaha kadar sürer. :D 

Ha, ama biraz bahsetmek gerekirse camilerde, mescidlerde, Malezya’lı bir ailenin yanında, çadırda, hayatımda ilk defa couchsurfingten bulduğum tanımadığım insanların evinde kaldım. 
Malezya’nın insanları çok iyi, çok başka. Bir kere gerçekten çok temiz, saf ve yardımseverler. Hele de sizin böyle yolda dolaşan biri olduğunuzu duyunca yardım etmeden duramıyorlar. Çoğu zaman otostoplarım için 15-20 dakikadan daha fazla beklemedim bile. Yardım eden insanlar her zaman zengin, durumu iyi birileri değildi ama kesin bir şey vardı ki gönülleri tahmin edemeyeceğiniz kadar zengindi. 



Ayrıca Türk ve hele de Müslüman olduğunuzu duyunca nasıl sevinip ne kadar yardımcı oluyorlar anlatamam. Çoğu zaman Müslüman olduğum için beni yakın görüp yardımcı oluyorlardı. Hatta bunu açık açık ifade ediyorlardı ancak biraz garip gelmiyordu da değil. Avrupa’da da seyahatler yapmayı planlayan biri olarak ne yani ben şimdi Hristiyan olsam ve yine yardıma muhtaç olsam yardım etmezler miydi ki acaba? Diye içimden geçirmeden edemedim. 

Yoldayken kimi zaman açlıktan midem karnıma yapıştı. Kimi zaman 2 gün boyunca sadece fıstıkla beslendim. Kimi zaman da ziyafet çekercesine yemekler yedim. Bazen aha şimdi yandım dediğim anlarda insanlar beni arabalarına aldı, çantamı taşıdı, karnımı doyurdu, bana otobüs bileti aldı ya da bana evlerini açtı. 
Yola çıkarken hikayelerini okuduğum gezginleri düşünürdüm. Acaba cidden öyle midir bana da olur mu bende öyle insanlara denk gelir miyim demiştim ki öyle de oldu. İnsanlar hiç beni tanımadan hatta kimi zaman ben istemeden bile durup beni arabalarına aldılar. Sırf beni bırakmak için yollarını değiştirdiler.



2 hafta boyunca 1500 km otostopla, 200 km üzerinde yürüyerek, 400 km(belki de daha fazla) kadar da vapurla yol yaptım. Toplamda 35’in üzerinde(bundan daha aşağı olmadığı kesin de belki bundan çok daha fazla. :D) farklı araca otostop çektim. Hayatımda binmediğim belki de binemeyeceğim Mercedeslere jeeplere de bindim, en külüstür arabaya, benzin kamyonuna, motorsiklete de otostop çektim. 

İnsanlar “Dur ya bu saatte seni burada bırakamayız vallahi olmaz.” deyip evlerine davet ettiler. Olmaz yoluma devam etmem gerek yetişmem gereken bir okulum var dediğimde o zaman sana otobüs bileti alıyoruz dediler.

Ben daha önce hiç böyle birini arabaya almadım, sen ilksin diyen birçok insan tanıdım. Onlara hikayelerimi anlattım. Onların hikayelerini dinledim. Onlarca farklı ülkeden, dinden, dilden, ırktan insanla tanıştım. Yeni şeyler öğrendim, yeni şeyler keşfettim hem kendim hem onlar hem de dünya hakkında.

Tropikal Redang adasında ıssız ama muhteşem bir kumsalda 2 gece kamp yaparken ada yerlisi çocuklardan biri gelip korkmuyor musun abi burada bir başına kalmaya dediğinde “Niye korkayım kendim hakkımda yeni bir şey keşfettim. Tropikal bir adada ıssız bir kumsalda 2 gece yalnız başıma kamp yapabileceğimi öğrendim.” Demiştim. 

Sınırlarımı keşfetmeye onları zorlamak için çıkmıştım bu yola. Yolun sadece beni bir yerlere değil kendi içime, benliğime doğru da bir yola çıkarmasını istedim mesela. Koştum, düştüm, yoruldum, acıktım, “Nabıyosun olum salak mısın kafayı mı yedin ne bok işin var burda?” dedim mesela bazen kendime. Ama her gittiğim yeni yerde yeni şeyler öğrendim, yeni yerler keşfettim. Onlarca güzelliğe tanık oldum ya hah işte o zaman göğsüm genişledi, göğsüm ferahladı. Ne kadar doğru bir yolda olduğumu o zaman anladım işte. 

Tek başıma binlerce yıllık tropikal ormanlara daldım. Trekking yaptım, çamurlara battım. Dünyanın en saf sularından içtim. Nehirlerde, şelalelerde yıkandım, yüzdüm. Hayatımda ilk defa okyanusta yüzdüm mesela. (Çok da yüzme bilmem aslında cıbıl cıbıl bişiler yaptım işte :P :D ) Çadırıma doğru yürüyen iguanalara selam çaktım. (Allahtan iguanaları kovalayan yılanlara falan denk gelmedim. Yoksa o an oracıkta verebilirdim canımı.  :D ) 

Hiç tanımadığım bilmediğim hadi onu geçtim beni hiç tanımayan bilmeyen insanlar beni arabalarına, evlerine aldı. Bazen para veren bile oldu. Kimseden para istemedim tabiki de. Ama insanlar hep şunu söylüyordu. “Vay canına… Bu yaptığın çok cesurca, ben olsam asla yapamazdım ve sana destek olmak istiyorum.” El sıkışırken avcun arasına sıkıştırılan paralar, yok valla olmaz deyip geri verişim. Parayı koltuğun üzerine bırakışım. Bileğimden tutulup adeta kurbanlık anlaşması yapılırcasına el sıkışmalar. La olum al şu parayı sen demeler. Güzel, komik, unutulmaz, halen hatırladıkça gözümü dolduran hatıralar…

Daha yazılacak, anlatılacak o kadar çok şey var ki devam edersem sonu gelmeyecek. Zaman içerisinde parça parça daha detaylı hikayelerimi de paylaşırım inşallah. 

- Peki ya neden?

Siz hiç hayatınız size ait değilmiş gibi hissetiniz mi? Hah, işte ben onun kenarından çok döndüm. Ama hiç bütünüyle öyle hissetmedim. Çünkü izin vermedim. Ailem, çevrem, insanlar, sistem hep beni bir yerlere sürüklemeye çalışsa da ben hep burnunun dikine giden çocuk oldum. Öyle olmayı sevdim. Sevdim çünkü öyle oldukça mutlu oluyordum. Kafamın estiğine göre yaşamak değildi benimki kafamın estiği yönü kendim belirlememdi sadece. 22 yaşıma kadar hiç başkaları istedi diye bir şey yapmadım. Sadece kendim istediğim, içime sindiği için yaptım. Bazı şeyleri kafama koydum mesela. Yapıcam ulan dedim seni, başarıcam. Hiç bırakmadım peşini. Başardım. Koştum, yoruldum ama yine de asla bırakmadım. Dünya ne yazık ki size yapamazsın diyen insanların etrafında dönüyor. HAYIR, YALAN! Dünyanın kimsenin etrafında döndüğü yok. Sadece hayatlarımız başkalarının yönlendirmeleri etrafında dönüyor. O zinciri kırdığında, o rüyadan uyandığında, kendin olmayı başardığında bak nasıl da her şey senin dilediğin gibi olacak. Amacım Pollyannacılık oynamak, saçma salak kişisel gelişim klişelerinden savurmak değil. Sistem eleştirişi yapmak aman gelin hadi dünyayı baştan kuralım, aman da çiçekler açsın, çocuklar ağlamasın falan hiç değil! Çünkü hepimiz kendi kararlarımızı almaya başlayıp sadece benliğimiz için değil dünya için de bir şeyler başlayana kadar hiçbir şey değişmeyecek. 

Şimdi belki ne alaka diyorsunuz…

Şu yaşıma kadar hiç kimseye ama hiç kimseye en yakınlarıma bile eyvallahım olmadı. Kimseye kul, köle olarak yaşayayım istemedim mesela. Ne bileyim evim, arabam olsun paradan boğulayım falan istemedim mesela. Ben yine ben olayım, kendi bildiğim gibi yaşayım, ne bileyim çok param olmasın, limon satayım ama kimseye boyun eğmeyeyim istedim mesela. Bu maceranın bununla ne mi alakası vardı? Çünkü artık biliyorum ki harcayacak param, yiyecek yemeğim, kalacak yerim olmasa da ben yine bir şekilde zorlukların üstünden gelebilirim. Üşenmeden, gocunmadan ormanın orta yerindeki bir mescidde buz gibi bir havada 2 gece kalabileceğimi, bir çadırın içinde 2 gün boyunca sadece fıstık yiyerek gayette güzel ve mutlu yaşayabileceğimi biliyorum.

Hayatınız gerçekten sizin olana ve sınırlarınızı keşfedene kadar kim olduğunuzu asla ama üzgünüm asla bilemeyeceksiniz… 

- Ne kadar harcadım? 

Amacım felsefe yapmak değildi ama yazmaya başlayınca bazen duramıyor işte insan. :D 

Şimdi efendim yolda bana yardım eden insanlar bu işi çok karıştırdılar. :P Ama sırayla başlamak gerekirse ben yola sadece 550 Ringgit(415 TL) ile çıktım. Bunun zaten 200 ringgiti 3 adaya giderken kullanacağım vapur parasıydı. Geri kalan 200 ringgitte 2 hafta boyunca elimde olan tüm paraydı. Ha artı bir 150 RM vardı ki bunu da Singapur’a gideceğim ve oradaki para birimi değer olarak çok farklı olduğu için ayırmıştım.

Ancaaak yolda şöyle güzel şeyler oldu mesela. Daha önceden Türkiye’de tanışmış olduğum Malezya’lı sevgili arkadaşım Syafuad’ı Johor’da ziyaret ederken kendisi bana çok bonkör bir yardımda bulundu. Seyahatimi desteklemek istediğini belirterek bana bir 200 RM de kendisi verdi. 

Daha sonra Singapur’a giderken nolur nolmaz deyip arkadaşımdan gelen paradan bir 50 RM daha ekleyip toplam 200 RM bozdurup 64 Singapur doları aldım. Singapurda sadece yemek, şehir içi ulaşım ve çantamı emanete bıraktığım yere 22 dolar ödedim. Geri kalan parayı dönüşte bozdurdum ancak kullanmadım tabi ki. :) Çünkü bu seyahati yapmamın sebeplerinden biri de önümüzdeki dönemde Erasmus sonunda kuzey Avrupa’ya yapacağım turda sahip olduğum az parayla ne kadar çok dayanabilirim sorusunun cevabını bulmaktı. :D 

Singapurun ardından Malezya’da 198 RM vapurlar ve 290 RM’de tüm gezdiğim, yediğim, içtiğim yerlere ödedim. Ayrıca evinde bir gece kaldığım aile otobüslerde yer olmayınca bana bilet alamadık bari şunu kabul et, yemek falan yersin deyip bir 50 RM verdi. Aynı gün içerisinde arabasına bindiğim bir başka abi arabasından inip el sıkışırken bir 50 rm daha verdi. Bu verilen paralar sadece benim arada bir de olsa iyi bir yemek yememe, bir gün motelde kalmama imkân vermişti. Ha ayrıca Langkawi’deki 50 RM’lik skybridge’e gönül rahatlığıyla girebilmiştim böylece.

Gezim boyunca sadece 1 gün hostelde kaldım. O da biraz hastaydım başka bir çarem yoktu. Bir diğerinde de bir bakmışım motel sahibi bir adamla motelinin önündeyim. Türk ve Müslüman olduğumu duyunca da özel bir indirim yaptı. 13 saatlik uzun ve yorucu bir otostopun ardından iyi olabileceğini düşünerek orada kaldım bende. :D 

Gezim için toplam 550 RM olarak planladığım bütçem 850 RM’e ulaşmıştı. Singapur, Malezya tüm harcamaları (vapur dahil) hesapladığımda bu paradan 560 RM(425 TL) harcadım. Peki bu harcadığım paradan hepsi benim cebimden mi çıktı tabi hayır. :D 
Zaten Johor’da arkadaşımın vermiş olduğu parayla harcamayı planladığım paranın bir kısmını kurtarmıştım. Yolculuk boyunca yine başkalarından aldığım paraya zorda kalmadıkça dokunmamaya çalıştım. Finalde bu yolculuk için kendi cebimden harcadığım para sadece 220 RM(165 TL) idi. 

Geri kalan parayı da gelecek seyahatlerimde kullanmak üzere almayı planladığım aksiyon kamerasını almak için sakladım. :)

Şimdi belki soracaksınız neden bu kadar zorladın peki kendini diye? Zaten yukarıda da biraz açıkladığımı düşünüyorum ama kısa bir özet geçmek gerekirse şunu da eklemem gerek. Şu anda Malezya’da Exchange öğrencisiyim ve buraya bursla geldim. Önümüzdeki dönemde erasmusla Hollanda’ya gideceğim. Her ikisi için de burs kazandım ancak halen para benim için çok kritik. Ne kadar tasarruf edebilirsem o kadar iyi. 

Sanırım hepsi bu kadarcık. 
Devamını Oku

8 Kasım 2016 Salı

BARCELONA HATIRASI

Selam güzel insanlar :) 

Barcelona seyatimi yenice bitirmiş huzurlu huzurlu Gaudi'yi düşünüp Sangriamı yudumlarken birden aklıma bir zamanlar grubun henüz 3-5 kişi olduğu ve olan biteni Eskişehir'de öylece evden izliyor oluşum geldi...Kimi Taylan'da safari yapıyor kimi Bosna'da otostop çekiyor kimi ''Abi Roma'dayım şu an kalcak yerim yok acil biri evini açabilir mi?''falan diyordu.

Barcelona

Bense Eskişehirdeysem ''Bi adalar falan yapalım bari yaa.'' yok eğer Kütahyadaysam ''çiğköfte falan yiyelim bari '' diye kendimi yatıştırmaya çalışıyordum.. Herkes geziyordu da sanki ülkeyi benim üzerime kilitleyip gitmişler gibiydi...4 yıl sadece okudum..Sadece insanların nasıl gezdiği nereyi gezdiği,ne yiyip ne içtiği,hangi hostelde kaldığı,couchluk deneyimleri gibi şeyleri ezberledim. 

Öyle ki annemle ilk defa uçak bileti almaya gittiğimizde daha ucuz fırsat sunmak için aktarmalı yolculuk yapmamı teklif eden görevliye ''Yok ya ordan aktarma zor olur metroyla tren istasyonu uzak yok efendim orası olmaz havaalanı sehrin cok dısında'' falan diyorum :D Annem ve görevli bi sok tabiasdfghjkl

4 koca yıl ''Bi gün gidicem len aynı hostelde kalıcam,aynı havayı soluycam,aynı yerde fotoğraf çekicem diye düşündüm durdum...Öz güvenim her zaman vardı ama dilim yoktu,param yoktu,imkanım yoktu..Her şey sanki ben Eskişehir'de ya da Kötaya'da kalıyım diye direniyordu..Ben -15'lerde Kötaya'da ''Allahım çoğk soğuuk.''diye ağlarken arkadaşlarım sıcak iklimlerden ''Bu ne sıcak yaleppim.'' diye fotoğraf atıyor bense kendimi ''Sizin Allahınız yok mu be?'' demekten alamıyordum.

4 koca yıl çabaladım yurtdışında yaşam deneyimi için..Sonuç kuzey İspanya'da erasmustayım,nerdeyse her gün couchtan bissürü insanı evimde ağırlıyorum bir gün Rus bi müzisyen öteki gün Amerikalı bir avukat diğer gün sokakta tiyatro yaparak hayatını kazanan biri...Ucuz uçak bileti benden soruluyor şimdilerde,hostellerimi 456 gün önceden ayarlayıp ucuza kapatıyorum 🙂 Yep yeni hikayelerle zenginleşiyor,hayatımın renklerine yeni tonlar ekliyorum..20 kişilik sofraya 20 ayrı milletten insanla oturup bi yandan onlar benim pilavı yoğurtla yememe şok olurken ben onların sadece avokadoyla kahvaltı yapıp nası doyduklarına şaşıyorum bi yandan da ''Abi aslında acayip bi şekilde aynıyız yea.'' diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Bugün burdaysam rahmetli babam,canım annem,canım abim,güzel dostluklarım,kader,kısmet,hayırlısı gibi faktörler :)

Bu yazı hem bu güzel aileye bi teşekkür hem de bu yazıyı sıkılmayıp sonuna kadar okuyan henüz deneyimlememiş canlar için bir kıvılcım,ilham olsun..Dostunuzla çıkın,aşkınızla çıkın,ev arkadaşınızla çıkın,kardeşinizle çıkın,tek çıkın yolda birilerini bulun ama yol açık yola çıkın arkadaşlar.

İyi insanlarla olun ve umarım siz daha güzellerini yaşayın.Allah hepinizi korusun.Sevgi,selam ve hasretle...:)
Devamını Oku

29 Eylül 2016 Perşembe

Bir çanta ile 20 Ülke Gezdi!

Bitti! 🐥

   Ama ben de bittim😅 20 günde 7 ülkeyi 5 interrail passı ve otostopla gezdim. Uykusuzluğa, sonu gelmeyecekmiş gibi sürüp giden yolculuklara ve beraberinde getirdiği hastalığa rağmen yıkılmadım. Döndüğümde cennet vatanımın bi serumunu alırım. Ohh miss... 

Yağmur Ak


  Rezervasyonsuz trenlerimde hep bi sorun yaşadım iptal oldular, rötar yaptılar bi kere de ben uyuya kaldım😇 Yaaa olsun, canım sağolsun! 

  Kendimi çaresiz hissettiğim zamanlar da oldu ama asla umudumu kaybetmedim, pes etmedim. Krizleri fırsata çevirdim ve her şeye rağmen gülümsedim.(bi kere çok korktuğum için gözümden yaş gelmiş olabilir😛) 

  Hiç bilmediğim yerlerde hiç konuşmadığım dillerde insanların halen ne kadar yardımsever olduğunu bir kez daha gördüm. Öğrendiğim en güzel şey hiçbir dilin iki insanın birbirine baktığında birbirini anladığı kadar güçlü kelimelere sahip olmadığı oldu.

  İyi ki tek çıkmışım. İnsanın ufkunu genişletmesinin yanında neleri başarabildiğini görmesinin en doğru yolu seyahat etmek. Başka kültürleri tanırken aslında kim olduğunuzu da keşfediyorsunuz. Yalnızca ülkeler arasında değil iç dünyanıza yapacağınız yolculuğa da kapılar açıyor. Başka bir şey söylememe gerek var mı? Nasıl çıkarsanız çıkın, çıkın artık! 🌎

En büyük teşekkürüm;

  Seyit onbaşı gibi günlerce sırtımda taşıdığım ve beni yolculuğum boyunca hiç yalnız bırakmayan, yeri gelince yatacak yer olup yeri geldiğinde gözüm kapalı sırtımı yaslayabileceğim, kapris nedir bilmeyen, nereye gidersem itiraz etmeden benimle gelen, asla yolda bırakmayan ve kapasitesini zorlayarak beni mahçup etmeyen biricik yol arkadaşım sevgili çantama olacak. 

  Ayrıca, karşıma çıkıp güler yüzünü benden esirgemeyen tüm pambuk kalpli insanlara ve seyahat etmek için insanları teşvik eden interrail türkiye ailesine de teşekkürü bir borç bilirim. 

Yolda kalın, hoşçakalın!🌎💕

Sevgiler Yagmur Ak

Devamını Oku

19 Eylül 2016 Pazartesi

Ukraynaya Gitmeyi Düşünenler İçin Tavsiyeler

#UKRAYNARAIL #LVIV #KIEV #KHARKIV

Arkadaşlar Merhaba,
10-17 Eylül arasında ki Ukrayna gezisindeki tecrübelerimi sizlere aktaracağım.
Lvive girişte pasaport kontrolünde sizi odaya gönderme ihtimali yüksek, kalacak yer ve dönüş bileti çıktınız yanınızda olsun.Bayağı suratsız bir kadın memur vardı pasaportun fotosunu çekip ne için geldiğimi,ne kadar param olduğunu falan sordu.Bir problem çıkmıyor.
1-) #Harcamalar: Gidiş-Dönüş uçak bileti:260 tl (Gidiş Lviv-Dönüş Kharkiv 6 ay öncesinden satın aldık)


Cep harçlığı: 230dolar+50 dolar(sigara,alkol vs.)
2-) #Kalacak_Yer: Airbnbden ev tuttuk. Lviv için 3 gece için toplam 330 tl ödedik.Günlüğü 55 TL ye gelmiş oldu benim için.Arkadaşlarınızla gidiyorsanız ev tutun hesaplı oluyor.Ev Ruska caddesi üzerindeydi.Rynok Meydanına 2 dk mesafede.Konum olarak inanılmaz iyiydi.Her yere çok yakındı.
Kievde ise 2 gece için ev tuttuk.226 tl toplam tuttu.Ev bayağı büyüktü ve 2-4/7, Pushkinska Street üzerindeydi.Khreshchatyk caddesine 1 dk mesafede.Bu iki şehirde daha ucuza da bulabilirsiniz.Biz illa merkezi ve çift yataklı olsun dedik.İsteyene özelden linklerini atabilirim.
3-) #Ulaşım:Lviv-Kiev arası gece treniyle gittik.Yataklıydı.Yolculuk 8 saat falan sürdü.Gayet rahattı.Temiz yastık ve priz mevcuttu.(Foto mevcuttur) Kişi başı 80 TL falandı .Bizim zamanımız kısıtlı olduğu için bunu seçtik.Normal koltukta giderseniz yarı fiyatına.Bu arada 5 saatlik giden sabah treni de var.


Kiev-Kharkiv arası yine aynı şekilde gece treni kullandık.Onun da fiyatı yaklaşık olarak aynıydı.Direk resmi sitesinden satın alabilirsiniz.Bileti yazıcıdan çıkartmanız yeterli olacaktır.
Lvivde çok taksiye ihtiyaç yok. Bizim ev sahibimiz gece hava alanından kendi aldı 120 grivna karşılığında.
Kiev büyük bir şehir.Metro hattı çok gelişmiş.Bilet 3 grivna :)Taksi fiyatları lvive göre biraz daha pahalı.Eğer evden bi yere gidecekseniz ev sahibinize söyleyip ondan taksi isteyebilirsiz onlar ucuza geliyor.
Kharkiv tren garından havaalanına gittik.20-25 dk sürdü 90 grivnaydı.
Bu arada 100 grivna 12 tl denk gelmektedir.
Çoğu mekanda wifi var zaten ama biz hat aldık bu arada hava alanında satılıyor.Biz opera binasının olduğu caddede lifecell'in bayisini görmüştük.50 grivna hat için, 50 grivnada 2 gb int paketi alarak daha iyisini yapmış olursunuz.Bu arada lvivden aldığımız hattaki internet, kievde kullanamadık sanırım sadece ora için özel bir şey almış olabiliriz ona dikkat edin.Çevrimdışı harita olarak citymaps2go çok iyi bence, yine tripadvisorda da şehri indirebiliyorsunuz


LVIV TAVSİYELER


1-)  The First Lviv Grill Restorant-Bence bir akşam yemeği için mutlaka buraya gelin. Hafta içi rezervasyon istiyorlar.Mail atarak yapabilirsiniz.Sipariş verdikten sonra 30-40 dk bekleyebiliyorsunuz. Ben 500 gr T-bone yedim.300 grivna civarıydı.Yok böyle bir lezzet ! (Foto Mevcut)
2-)  Pravda Beer Theatre-Burada ilginç biraları deneyebilirsiniz.Biralar 25 grivnadan başlıyor,yemek felan yerseniz de 90-100 gravna arasında Obamalı, Merkelli falan da var :) Satın alabilirsiniz. Hediyelik eşyalar da mevcut.
3-)  Kryjivja-Benim en çok beğendiğim mekanlardan biri.Küçük bir pasaj içinde tahta bir kapı var tıklatıyorsunuz.Yaşlı asker üniformalı bir dayı çıkıyor ve Slava Ukraine diyorsunuz daha sonra kapıyı açıp size shot ikram ediyor.Burası bir mahzeni andırıyor. Local canlı müzikde oluyor.Daha önce tavsiye üzerine ballı vodkayı denedim,eh işte..25 grivna falan shotı. Limonlu bir shot denedim asıl o efsaneydi kokusundan anlıyorsunuz zaten.Ortaya aperatif bir şeyler de söyleyebilirsiniz.Bu arada mutlaka silahla ateş etmek istediğinizi söyleyin,tüfek veya tabancayla 10 mermilik ateş ediyorsunuz.Havalı tüfek gibi.Gayet eğlenceli (Foto mevcut).
4-)  Dim Legend-Burası 4 katlı bir kafe. Terasında klasik bir araba bulunuyor.İçinde foto çekebiliyorsunuz.Bacanın üstünde bir heykel var ve elindeki şapkanın içine dilek tutup bozuk para atıyorsunuz.Güzel bir manzarası var akşam güneş battıktan sonra gidilebilir.
5-)  Lviv City Hall-Burası hemen market squaredeki belediye binasının kulesi.Tüm şehir ayaklarınız altında.Nefesinize kuvvet biraz merdiven çıkacaksınız.Bence güneş battıktan hemen sonra şarabınızı,biranızı mutlaka alın ve şehri izleyin.
Gidilecek yerlere Tripadvisordan bakabilirsiniz.Yorumları yönlendirici oluyor.Bu dediğim yerlere mutlaka gitmelisiniz.Her yer birbirine yakın,yürüyerek gidiliyor. 2-3 gün içerisinde her yeri gezersiniz.

KIEV TAVSİYELER

1-)  The Burger- Hamburgerleri gerçekten iyi bir mekan, 170 grivnadan başlıyor.Bu mekan ortalamanın üzerinde,fiyatlar lvivden daha pahalı.Zaten şehri gördüğünüzde lüks mağazaların ve arabaların sayısını anlayacaksınız.Yine de her halükarda İstanbul dan ucuz.
2-)  Pervak denilen bir ukrayna restorantına gittik. Kiev tavuğu ve şarabı güzel.Fiyatlar makul (Foto mevcut)
3-)  Mangal Grill &Lounge: Eğer Türk kahvaltısı,menemen vs. yemek isterseniz burayı öneririm.Türk restorantı.Kahvaltı 90 grivna civarıydı. Bu arada bence Kievde Mcdonaldsa falan gitmeyin kahvaltı için.Biz ilk sabah mecbur kaldık diye gittik.Çok kötüydü.
4-) Happy Grill Bar-En sevdiğim mekan diyebilirim yemekleri falan gerçekten güzel.Fiyatlar gayet uygun "Fahitos with beef" yedim.89 grivnaydı. 

Kievde gezilecek yer olarak mutlaka "Motherland" bölgesi.Burada savaş müzesi de bulunuyor ve bir çok askeri araçda buralarda sergileniyor (Foto mevcut). Lavra bölgesinde bir çok manastır bulunuyor.Burada mikrominyatür müzesine uğranmalı.Lavra ve motherland birbirine yakın.Gezdikten sonra da otobüs duraklarından şehir merkezine gidebilirsiniz.Burası dışında Kiev bir çok katedral ve kiliseye sahip.Eğer merakınız varsa oralara da gidebilirsiniz.
The People Friendship denilen bölge de çok güzel.Akşam köprü ışıklandırmaları görülmeli ve en önemlisi ise oradaki yapılan teleferik platformdan nehrin karşı tarafına hızlı bir şekilde geçmek mümkün.Kişi başı 200 grivna ama buna değer.Akşam 8de kapanıyor.(Foto mevcut)
Kiev oldukça büyük bir şehir 4-5 günde yaya yaya gezilebilir.Her yerde metro istasyonu var.



#KHARKIV_TAVSİYELER==>


Sabah 06.30 trenden indikten sonra bagajlarımızı istasyonda ki emanetçiye bıraktık.Kilitli şifreli bir kasa.26 grivna falandı. Metro istasyonunun hemen yanı.Oradan şehrin belli bölgelerine gidebiliyorsunuz.Metro ile özgürlük meydanına gittik.Oradan yürüyerek gorky parkına gittik.Çok büyük bir park ve ortasında dönme dolap var.Orada hediyelik eşyalar satan standlar var.Orada oyalandıktan sonra yemek için Argentina Grill diye bir mekana gittik.Dışarı da oturma yerleri de mevcut.Yemekler mükemmeldi.110 grivna civarı ortalama bir yemek.Bu mekanın güzel bir tarafı da verilen menüdeki her yemeğin görsel bir resmi olması çok iyiydi.Şarabın kadehi 70 grivna falandı. Oradan çıktıktan sonra metalist stadyumunu çok görmek istedim ama zaman yetmedi direk giden metro var.Tekrardan tren istasyonuna çantaları aldıktan sonra 40 litrelik sırt çantama 3 büyük şişe vodka ve 4 karton sigara koydum.Bu arada kharkiv hava alanı bomboştu.Biletleri aldıktan sonra kontrol noktası için yukarı çıkan merdivenin başında bir görevli duruyordu.Pasaportlara baktı ve odaya gelmemizi söyledi. Lviv ve kievde kaldığımız yerleri göstermemizi söyledi neyse ki internet paketimiz vardı.Bayağı bir didindi sanki pürüz çıkartıp rüşvet almak için ama istediği gibi gitmedi :)
Sigara ve alkol fiyatlarının sizin için fotoğraflarını çektim.

Devamını Oku